BURSA ÜZERİNE TİTREYEN ADAM, ÇALIŞKAN, BAŞARILI İNSAN
BURSA’YI DİRİLTEN ADAM
KAZIM BAYKAL
Bu gün Bursa denildiğinde aklımıza hep tarihi özelliği ve Osmanlıdan kalan eserler aklımıza gelmektedir. Birçok büyük deprem atlatan çeşitli yangınları yaşayan bir şehir bu kadar eserlere nasıl sahip olmuştur hiç düşündük mü?
Özellikle 1855 ve 1958 deprem ve yangınları Bursa’da taş üstüne taş kalmazken bugün birçoğu dirilmiş ayakta sağlam bir şekilde durmaktadır. 19. yüzyılın basında düşman işgalindeki tahrip ve yangınlara hatta 1856 depremine kadar dayanan, yıkılmış minareler, kubbeler, hanlar hamamlar ile Bursa’nın harabe bir şehir olduğunu görüyoruz. Onlarca yüzlerce eser yok olmuştur. Bu harabe şehirden selden kütük kapar gibi, yetişilebilinen anıt eserler restore, tamir veya yeniden yapma suretiyle kurtarılmaya çalışılmıştır İşte kendini Bursa’ya adamış bir gönül adamı olan Kazım Baykal’ı tanıtalım dedik sizlere
KAZIM BAYKAL’IN HAYATI
25 Aralık 1905 (1320) yılında, Altıparmak Hoca Hasan Mahallesinde doğan Musa Kazım (Baykal), son üç Osmanlı padişahı II. Abdülhamid, V. Mehmed Reşad ve VI. Mehmed Vahdettin dönemlerim idrak ettikten sonra gençlik yıllarında İstiklal Harbi'nin sıkıntılarım yaşamış, tek parti döneminden sonra çok partili hayatın tecellilerim de tanımış bir maarif adamıdır. Meşhur "Bursa Anıtları" isimli anıt eserinde Rusçuk Cami’nden bahsederken şöyle diyor: "Bu mescidi dedem merhum Hacı Osman 1877'de Rusçuk'tan geldiği zaman masrafım kendi vererek yaptırmıştır. Kendisi sonra tekrar Hicaz'a gitmiş ve orada vefat etmiştir.” Bu cümle bize onun dedesinin nereden Bursa'ya İntikal ettiğini göstermesinin çok ötesinde bir gerçeği daha gösteriyor; Cami yapmak, cami imar ve ihya etmek onun genlerinde var olan bir meziyettir.
Merhum hocamızın hayatı kronolojik olarak şöyle verilebilir:
1905 Bursa'nm Hoca Hasan mahallesinde, doğdu.
1907 Babası ibrahim Efendi vefat etti.
1915 Darulhilafe medresesine girdi
1923 Darulhilafe'den mezun oldu.
1924 Bursa Darulmuallimîn'den ehliyetname aldı. (9 Teşrin-i Evvel 1340).
1924 îstanbul'a gitti. Darülfünun İlahiyat Fakültesi'ne girdi.
1927 İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi.
1928 Felsefe bölümünü bitirdi.(31 Teşrin-i Evvel 1928)
1928 Yüksek Muallim Mektebi'ni bitirdi. (31 Teşrin-i Evvel 1928)
1929 Kayseri Lisesi Öğretmenliği
1931 Sivas Kız Muallim Mektebi
1931-1933 Askerlik
1933-1936 Niğde Ortaokulu. Daha Sonra Maarif Müdürlüğü.
1936 Diyarbakır Lisesi
1942 Kütahya Lisesi
1945 Bursa Erkek Lisesi
1946 Eski Eserleri Sevenler Kurumu'nu kurdu.
1965 Emekli oldu.
1992 Uludağ Üniversitesi kendisine fahri doktora verdi.
1993 Vefat etti. (1)
Bursa'yı seven ve öğrenmek isteyenlerin başvuracakları kaynakları araştırırken ya da hayran kaldığınız bir anıt eseri tanımak için kapısına yazılmış kısa bilgileri okurken karşınıza çok sık olarak “Kazım Baykal" ismi çıkacaktır. "Bursa'da "Ulucami" "Bursa ve Anıtları" "Irgandı Köprüsü", "2000 yılık Bursa Belediyesi" ve 'Tarihte Bursa Yangıları" kitapları, Eski Eserleri Sevenler Kurumu broşürleri alanlarında en önemli kaynak kitaplardır.
Kazım Baykal’ın Bursa'nın anıt eserlerine ait yapmış olduğu bu çalışmalar ve yazdığı kitaplar sadece bir söylem değildir. Kazım Baykal 150 anıt eseri "Aşk" ile restore ederek bir icraat ortaya koymuştur. Eski eserlerin restorasyonu için rölevesini çıkarma, izin alma, planlama, inşaatım yapma, ustalıklarını, finansını ayarlama gibi işlerde hep Kazım Baykal lokomotif olmuştur. Çevresine toplanan gönüllülere önderlik etmiş, onları bu hizmete inandırmış, kendisi bizzat çalışarak çok önemli olan bu eserleri günümüze yadigâr bırakmıştır. Ayrıca yazdığı kitaplar için Bursa'yı adım adım gezip tek tek tüm anıt eserleri fotoğraflayarak, kitabelerin Türkçelerini ve tarihçelerini yazarak kayda geçirmiştir. Bursa'nın hafızasını oluşturmuştur. Günümüzde anıt eserlerin bir kısmı o adreslerde yok, fakat hiç olmazsa öyle anıtlar olduğunu ve yerlerim biliyoruz. Gün gelir kaybettiğimiz o eserler de tekrar ele alınır ümidindeyiz. Mesela 'Ulucami" kitabında anlatılan ve fotoğrafı olan fakat şimdi yerinde olmayan tabloları geri isteyebiliriz. Ayrıca mevcut tablolar içinde koruma istiyoruz.(2)
Şehirleri özellikli yapan yapılar Onların kendilerine özel anıtsal eserleridir. Bir şehrin en değerli Tipografisi tarihi eserleridir. Caddeler, yüksek binalar her zaman her yere yapılabilirler, ama bir Ulucami, bir Muradiye, Yeşil, Kozahan veya Bedestene, kapalı çarşıya sahip olabilmek için yüzyılların birikimi gerekmektedir. 150 -200 yıllık geçmişlerinde kendilerine dayanak olacak tarihlerini yapmak için, eserlerim koruyan milletleri ve ülkeleri görünce 500-600 yıllık cami, han, Hamam, medrese, türbelerimizin terk edilmiş, harabe ve sahipsiz hallerini kabul edemeyiz.
Bu gün Hacı İvaz Paşa camisini, çarşısını, Kayhan, Tuz pazarı, Şeker Hoca, Nalbantoğlu, Hacılar, Kara şeyh cami, Piremir Cami ve Türbesi, Süleyman Çelebi Türbesi, Koza hanın dünyaca meşhur mescidi Timurtaş Minaresi ortaya çıkmıştır. Onlarcası özgün ve estetik mimarileriyle sağlam ve çok güzel yapılmış restore edilmiş tertemiz ve kuruluş amaçlarına hizmete de devam edebiliyorlarsa bunun altında Kazım Baykal ve Eski Eserleri Sevenler Kurumu mensubu arkadaşlarının imzası vardır, iyi ki bir Kazım Baykal çıkmıştır. Eski Eserleri Sevenler Kurumunu kurmuş ve arkadaşlarıyla 160 kadar tarihi eseri kurtarmışlar. (3)
Yine beraber çalıştıkları arkadaşı Yüksek Mimar Hüsrev TAYLA şöyle diyor;
Hocamızın 1946 yılında yayınladığı "Bursa, Koza Hanı ve Mescidi" adlı broşürün ön sözündeki, Demeğin kuruluşu ile ilgili sözlerinden şöyle demektedir. XIV. yüzyılın basından beri Bursa’mız, Türk – Osmanlı devlet ve medeniyetine merkezlik etmiş, îlk Padişahlar, vezir, emir, komutan, bilgin, nihayet servet sahibi zatlar Sosyal hayatımıza hizmet uğrunda servetlerim bağışlamışlardır. Okul ve medreseler, şifa haneler, camiler, ticaret yerleri (hanlar), imaretler yapmışlar. Böylelikle şehrimizde tarihi mimari değerli anıtlar vücuda gelmiş ve yaptıranlarla beraber yapan mimar ve mühendisler, hattat, nakkaş çinici gibi sanatkarların adları ebedileştirilmiş oldu. Fakat ne yazık ki herkesi hayran bırakan anıtlar, deprem, yangın, saldırma, askeri işgaller, bir de devletin zayıf düşmeye başladığı zamanlardan beri yıkıntıları onarmak ve zamanla yarım kalanların tamamen harap olması gibi uğursuzluklar tarih ve sanat kaynağı olan anıtlanmızı ya tamamen yok etmiş veya karakterim bozdurtmuş, pek azı aslım muhafaza ederek kalabilmiştir.(4)
Arkadaşı Sayın Ö. Erhan YILDIZALP şöyle diyor;
Kazım Baykal, eğitimciliğinin yanında kendini sosyal faaliyetlere adamıştır. Bursa Erkek lisesinde öğretmenlik yaptığı sırada 11 Şubat 1946 tarihinde Bursa müzesini merkez göstererek Abdulkadir KESKİN, Hilmi ERÖZDEM, Hulusi KÖYMEN, Ahmet Muhtar AYKUT, Hüseyin KOCABAŞ, Rıza ILOVA, Necip KARTALKAYA, Vecdi KALYONCUOĞLU ve Neşet KÖSEOĞLU ile Bursa eski Eserleri sevenler Kurumunu kurmuştur. Bursa ve çevresinde bulunan Türk tarihine ait mabetler, abideler, menkul ve gayrimenkul mimari eserler, güzel sanat, folklor ve etnografyaya ait eserleri korumak, toplamak, tamir etmek amacıyla kurulan bu kuruluş Bakanlar kurulunun 11 Aralık 1947 tarih ve 6671 nolu karan ile 'Menafii Umumiyeye hadim cemiyeti vasfını almıştır. Kazım BAYKAL bu kurumda yapılan faaliyetleri izah eden 16 adet broşür çıkarmış, bu broşürlerin
l. Sayısı koza ham ve mescidinin yapılırı münasebetiyle,
2. Sayısı Süleyman çelebi türbesi münasebetiyle,
3. Sayısı Hacılar Camii tamiri münasebetiyle,
4. Sayısı Bursa'nın coğrafi ve tarihi durumu
13. Sayısı da Bursa'da tarihi köprülere ayırmış diğer sayılarında ise yapılan diğer işler anlatılmıştır.(5)
Bursa'da doğan, ömrünün büyük bir kısmım Bursa'da yaşayan, Bursa dostu, eğitimci yazar, eski eser hamişi ve aşığı büyük insan Kazım Baykal sağlığında yazdığı, fakat bastıramadığı Süleyman Çelebi ve mevlit kitabı vefatından sonra 1999 yılında Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Sayın Kadir ATLANSOY’UN gayreti ile basılmıştır. Bu kitap basılırken 1952 yılında Kurumun faaliyetlerini ihtiva eden ve sadece Süleyman Çelebi türbesinin yeniden yapılması ile ilgili yayınlanan 2nolu broşür de yeniden basılarak mevlit kitabı ile bütünleşmesi sağlanmıştır. Kazım BAYKAL yazılı eserlerinin yanında kırk yedi yılda inanılmayacak kadar çok eserin onarılmasını sağlayıp yok olmaktan kurtardı. Bunların bir kısmının eski ve yeni resimleri ile hizmet albümü adı altında bir kitap daha bastırarak kurtarılan eserlerin neler olduğunu bir kere daha ortaya koydu. Bu eserlerinden başka Bursa Halkevi çalışmaları içinde Uludağ dergisinde ve diğer basında muhtelif tarihlerde her biri diğerinden Önemli çok değerli yazılar yazmıştır.
Kazım BAYKAL’IN bu faaliyeti beraber gerçekleştirdiği arkadaştan, bu faaliyete yardımcı olan kişi ve kuruluşlar ve hayırseverler her zaman onunla beraber oldular, maddi ve manevi destek verdiler. Osmanlıcaya, Arapçaya vukufîyeti ve o yıllarda Bursa müzesinde bulunan Kadı sicillerinden istifadesi ve ayrıca öğretmen ve kurumda yönetici olan arkadaşı Fehameddin ULUSOY’ UN babası Mısrî dergâhı şeyhi ve tarihçi Mehmed Şemseddin ULUSOY’ UN Bursa tarihine ait tek nüsha el yazması eserinden istifade ettiğim kendi yazılarından öğrenmekteyiz. İşte bu temel yapı ile yarım asra yaklaşan zaman içinde Kazım BAYKAL 150 ye yakın anıt eseri ihya etmiştir.
Bunun içindir ki...
İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından Üniversitenin mimarlık tarihi ve restorasyon Enstitüsü üyeliğine tayin edilmiş, burada verdiği konferanslarla yarının mimarlarına restorasyon çalışmalarında edindiği bilgileri aktarmıştır. Ayrıca kendisine Uludağ Üniversitesi tarafından “Bilim doktoru” unvanı verilmiştir. Kazım BAYKAL’I öğrencileri unutmamış ve daha sağlığında öğrencilerinin isteği üzerine Bursa Erkek Lisesi bahçesine büstü dikilmiş, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından da bir caddeye ismi verilmiştir. Kazım BAYKAL’IN bu yoğun çalışmaları devam ederken 'Eğer onarımlarım tamamlamadan ölürsem gözüm açık gider' dediği iki eser vardır. Ördekli hamamı ve Irgandı köprüsü.
Ördekli hamamının kaderine terk edilmiş halim görünce kurtarılması için girişimlerde bulunmuş, onarıma başlamış, bir kısmı tamamlanmış, hamamın akar vakıflardan olması sebebiyle Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kültür Turizm Bakanlığına tahsis edememiş ve yapılması gereken diğer kısım onarım çalışmaları da akamete uğramıştır. Vakıflar idaresinin ilgilenmediği bu hamam tekrar kaderine terk edilmiştir. Kazım BAYKAL Bu hamamın mimarisinin çok önemli olduğunu ve mutlaka kurtarılmasını istiyordu. Irgandı köprüsü için de çok büyük gayret sarf etti ve 1947 yılında özelliklerini tespit edip ortaya koyduğu bu köprüyü bürokrasiyi aşarak olması gerektiği şekliyle yapma imkânı bulamadı ve nihayet 15 Kasım 1991 tarihinde Bursa basınında yazdığı bir yazıda "Bizden bu kadar” dedi.
Bursa eski eserleri sevenler kurumunda, bu kadar çok eseri zor bir çalışma ile yıkılmaktan, yok olmaktan kurtarırken bu köprü için Çıkarılan zorluklara tahammül edemedi ve bizden bu kadar demesine rağmen IRGANDI KÖPRÜSÜ isimli bir kitap yayınlayıp bu köprünün vakfiyesini ve yapılan çalışmaları ortaya koydu. Aradan yıllar geçti, Osmangazi Belediye Başkanı Sayın Hilmi ŞENSOY köprüye sahip çıktı ve her ne kadar Kazım BAYKAL’IN arzu ettiği şekilde olmasa da köprüyü ihya etti,
SEYAHATLARI
Türkiye'nin çok değişik yerlerinde görev yapan Kazım Baykal, sadece ülkemizin tarihî dokusunu seyretme, imar ve ihya etmekle yetinmemiş, çok farklı memleketlere de seyahat etmiş, insanoğlunun yeryüzündeki şaheserlerim yerinde incelemeye gayret etmiştir.
Darülfünundan sınıf arkadaşı ve adaşı Kazım Gürpınar, Eski Eserleri Sevenler Kurumu'ndan meslektaşı Hüseyin Ayar'la birlikte İran ve Afganistan'ı, bir başka seferde de Tacmahal'e kadar uzanan Hindistan seyahatim gerçekleştirmiştir. Hac farizasının dışında Mısır’ı da ziyaret eden Baykal, 19701i yılların basında staj için Fransa'da bulunan oğlu Bumin Baykal'ın daveti üzerine Fransa ve Belçika'nın bazı şehirlerim gezmiştir. 1976 yılında ise trenle Viyana, Zürich, Roma ve Napoli'ye kadar uzanan bir başka seferi de gerçekleştirmiştir.
ESERLERİ
Çok önemli eserlere imza atan bir kadronun yarımda yüksek tahsilim tamamlayan Kazım Baykal, değişik şehirlerde Öğretmenlik ve idarecilik yaptıktan sonra Bursa'ya gelmiş, kendi memleketinde aynı hizmeti sürdürmüştür. Bu arada hocaları gibi kalemi elden bırakmamış, yaptıklarım yazmış, düşündüklerini satırlara aktarmış irili ufaklı 25 eser yazmıştır.
En önemli eserleri şunlardır
l. Bursa Anıtları (İstanbul, 1950)
Bursa'da bulunan cami, çeşme, türbe, mezarlık, köşk, ev, hamam, tekke, mektep, kilise, muallimhane, medrese, han, köprü, çınar, havra, resmi binalar gibi tarihi değeri olan her yadigârla ilgili bilgi ve belge sunan bir eserdir, ikinci baskısı, TAÇ. Vakfı tarafından 1982 yılında yapılmış olan bu eser bir "Bursa Klasiği”dir. "
2. Ulucami (İstanbul, 1950)
Bursa Anıtlarında Ulucami'yi 2–3 sayfada tanıtan yazar, söz konusu eserde bu muhteşem mabedi bütün detay ve kültürel zenginlikleriyle tanıtmıştır. Bir "Hat Müzesi" özelliği taşıyan bu caminin yazılarım ve kitabesini tanıtması esere ayrı bir değer kılmaktadır, Birinci baskının önsöz tarihi 17 Mart 1948, ikinci baskının tarihi ise 01 Ocak 1989'dur. Eserin ilk neşrinden sonra Beyoğlu Noteri Mithat Cemal Kuntay’ın 19 Nisan 1951 tarihinde Son Posta gazetesinde çıkan yazısı da ikinci baskının ilk sayfalarında yer almıştır. 3. Süleyman Çelebi ve Mevlid (Bursa, 1999)1940 lı yılların sonunda Çekirge semtindeki Süleyman Çelebi’nin türbesinin onarımına Eski Eserleri Sevenler Kurumu (öncülük ederken Kazım Baykal, dostu Fehameddîn Ulusoy ile (Yadigâr-ı Şemsî i Bursa Dergâhlarınınyazan Şemseddîn Ulusoy'un oğlu) Mevlidin metnin de neşretme faaliyetine başlamıştı. Fakat eserin orijinal metinle birlikte basılması Kadir Atlansoy’un himmetiyle Hoca’nın günlerin Diyanet işleri Başkanı olan Ahmed Hamdi Akseki'nin Süleyman Çelebi ve Mevlid merasimleri ile ilgili olarak yazarlara gönderdikleri metinler de vardır.
4. 2000 Yılık Bursa'nın Belediyesi (Bursa, 1979)
Bursa'da kurulduğu yıldan itibaren belediye örgütü hakkında çok detaylı bilgilerin yer aldığı bu kitap, alanında önemli bir çalışmadır. Genellikle salnamelerden yararlanılarak hazırlanan kitap, 1976 yılına kadar dönemin belediyeleri hakkında güncel bilgiler vermiştir. Fotoğraf ve tablolarla desteklenen kitapta Bursa şehrinin gelişimini gösteren haritalara da yer verilmiştir.
5. İslamiyet’le Yeni İçtihatlara Doğru (Bursa, 1966)
Kazım Baykal doğrudan dinî meselelere ayırdığı kitaplar da kaleme almıştır. Bu küçük eserde, din ve hurafe, eğitim-öğretim, ilim, felsefe, teknik anlayış, ceza ve hukuk anlayışı, örtünme, aile hukuku anlayışı, sigorta, yenecek ve içecek şeyler hakkında, ticarî ve malî muameleler hakkında gibi alt başlıklar açarak konu ile ilgili düşünce ve yorumlarım açıklamış, namaz, oruç, hac, zekat gibi konulara da temas etmiştir- Meselelerin çözümü ile ilgili son sözü yetkili kurumlara bırakmıştır.
6. Hikmet-i Teşri (Dinimizin emir ve yasaklarımdaki nedenleri ve amaçtan üzerine bir inceleme K Bursa, 1983)
Yukarıdaki eserin geliştirilmiş şekli olan bu kitapta Kazım Baykal, dinî meseleleri tartışmaya devam etmektedir. Sonuç kısmında İslam dininin insanların huzur ve mutluluğunu hedeflediğim, dinî esaslara bu gözle bakılmasını istemekte, İslam âlimlerin ciddi çalışmalara davet etmekte ve eserim şu dua ile tamamlamaktadır: "Cenab-ı Hak ümmet-i Muhammed'e hayırlısını ihsan etsin."
Kazım BAYKAL 87 yıllık ömrünün 47 yılını Bursa’da anıt eserlerin kurtarılması için sarf etmiş ve 27 Temmuz 1993 günü Bursa’da Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Anıt eserlerimizin kurtarılması için Kazım BAYKAL ve çalışma arkadaşlarına, maddi ve manevi yardımda bulunanlara ayrı ayrı teşekkür etmeyi insani bir borç biliyoruz. Kendisinin ve arkadaşlarından, yardım edenlerden vefat etmiş olanların kabirleri nur mekânları cennet olsun.(6)
Kaynaklar:
1 Prof Dr Mustafa KARA Uludağ Ün İlahiyat Fakültesi
Kazım Baykal Sempozyumu Y Gündem 21 yayınları 2005
2 Dr Nazım İNTEPE Özel Bahar Hastanesi Başhekimi
Kazım Baykal Sempozyumu Y Gündem 21 yayınları 2005
3.Bursa ve Anıtları Kazım BAYKAL İstanbul 1950
4. Yüksek Mimar Hüsrev TAYLA
Kazım Baykal Sempozyumu Y Gündem 21 yayınları 2005
5. Ö. Erhan YILDIZALP
Kazım Baykal Sempozyumu Y Gündem 21 yayınları 2005
6. Prof Dr Mustafa KARA Uludağ Ün İlahiyat Fakültesi (age)

|